Ürettiği temizlik odaklı içeriklerle geniş bir hayran kitlesine ulaşan başarılı isim, hayatında tamamen farklı bir dönemi başlattı. Metropolün stresli temposunu geride bırakma arzusuyla hareket eden ünlü içerik üreticisi, kısa süreliğine gittiği bir seyahatte geleceğini şekillendiren adımı attı. Yalova rotasında başlayan küçük bir mola, doğayla iç içe bir yaşamın kapılarını araladı. Sadece birkaç gün içerisinde gerçekleşen bu köklü değişim, takipçilerini şaşırtırken, huzur arayışının nasıl gerçeğe dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
HAFTA SONU KAÇAMAĞI YENİ BİR HAYATIN KAPISINI ARALADI
Yorgunluk atmak maksadıyla gidilen kısa bir ziyaret, beklenmedik bir taşınma serüvenine dönüştü. Doğanın sunduğu dinginliğe kayıtsız kalamayan ünlü isim, tamamen plansız gelişen süreci ve duygularını şu sözlerle ifade etti:
"Umarım birilerine bir yerlerde ilham olur 'tefekkür' ile tanışmam... Karar vermem anlık oldu, 3 günde köy evine yerleştim... Hayalim olanın bile anlık bir anda olacağını bilemezdim. Geçen pazar burada tatil amaçlı kahvaltı ediyorken, şu an evimde ettim. Kirada olsa, olduğum her yeri cennet yapmasını bilen biri oldum şükürler olsun. İstanbul'dan bir köy evine taşındım. Kendime daha yaklaştım, tefekkürüm arttıkça kendimi daha dinleme isteğim arttı...Uzun zamandır içimde hep aynı hayal vardı... Ormanın içinde, sessiz, sakin bir köy hayatı…Şehirden uzak, daha yavaş, daha gerçek bir yaşam. Ama ilginç olan şu ki; bu sadece hayalimdi. Hiçbir zaman planım değildi. Ve bir gün "hafta sonu tatili" diye geldiğim Yalova'da, kendimi bir anda ev kiralarken buldum. Hiç hesapta yoktu. Hiç hazırlığım yoktu... Sonra her şey peş peşe kolaylıkla oldu hamdolsun. Yalova olmasının sebebi işe gidip gelmem sadece 50 dk... 3 gün içinde bu eve yerleştim."
İÇSEL ARINMA VE KORKULARLA YÜZLEŞME
Kırsal alana yerleşmenin sadece mekansal bir değişiklikten ibaret olmadığını belirten Özkök, yeni yaşam alanının ruhsal bir şifa ortamı sunacağına inanıyor. Takıntıları ve bazı doğa canlılarına karşı taşıdığı çekincelerle yüzleşme fırsatı yakaladığını aktararak konuya dair şunları paylaştı:
"Kim bilir iyileşmem, arınmam için bir nasipti belki. Titizliğimi yenebileceğim, böcek vs korkumu yeneceğim, Allah'a daha yakınlaşacağım, dolu dolu tefekkür edeceğim bir yer..."
DOĞANIN SUNDUĞU HUZURA TANIKLIK
Beton yığınları arasından çıkıp toprağa dokunmanın verdiği mutluluk, içerik üreticisinin günlük yaşantısına yansıdı. Şaşkınlığını ve doğanın kalbinde bulduğu huzuru samimi bir dille anlatan Özkök, yaşadığı deneyimleri takipçilerine şu şekilde aktardı:
"Tavuğun altından yumurta almanın şükrünü size anlatamam mesela, ya da kuşların zikriyle namaz kılmayı, horoz sesinin sizi uyandırmasını... Keşfettikçe her şeyi paylaşıyor olacağım... Bazı şeyler gerçekten planla değil; teslimiyetle oluyor. Mesela köy camisinde bir yatsı namazında içimden şunu geçirdiğimi hatırlıyorum.."Bir gün benim de bir köyüm olsa"… Çok geçmeden nasip oldu. Elhamdülillah. İstanbul'daki ev duruyor tabi, dönüşümlü hayat şeklinde ilerleyeceğim..."
İSTANBUL ARTIK SADECE BİR UĞRAK NOKTASI
İstanbul'da yürütmek durumunda olduğu işleri bulunmasına rağmen, Yalova'daki köy evi artık bir kaçış alanından ziyade asıl yuvası konumuna geldi. Şehir hayatının gürültüsünü geride bırakmanın getirdiği içsel rahatlama ile yaşamını yeniden şekillendiren ünlü isim, kent yaşamına bakış açısındaki değişimi şu ifadelerle özetledi:
"Tabii ki kolay değil. Şehirde doğup büyümüş biri için alışılması gereken çok şey var. Hala eksiğim çok. İstanbul merkezli bir iş hayatım var. Başta burayı sadece "arada kaçacağım bir yer" sanıyordum. Ama galiba tam tersi olacak… Şimdi burası ana merkezim gibi hissettiriyor. İstanbul ise arada uğradığım bir yer gibi. Çünkü insan bir kez gerçek sessizliği duyunca, şehrin gürültüsü biraz yabancı geliyor. İnsan kendini daha çok duyuyor. Allah herkese kalbinden geçen güzel nasipleri, en hayırlı zamanda ve en güzel şekilde nasip etsin. Her şey kolaylıkla ve hayırla olsun inşallah. Allah'a emanet."